Cokta mühim bir yazi degil.

1 Şubat -- 2012
171. 

Artik dahi anlamindaki, de ve da ayri yazilir, ki mutlak vs. gibi kaliplasmis yanlislari anlatmaktan yoruldugum zamanlardayim, o dogrular hala dogru, ama ben yoruldum.

Bu yazida, bahsedecegim sey Pardus.

Bu Pardus’tan öncede Gelecek Linux vardi, Pardus’u öyle bir lanse etmeliki herkes; Türkiye’de yasayan ve az biraz milliyetci olan herkes sevmeli, hatta saldirmali diye düsünmüs olacak ki TUBITAK, TÜRK isletim sistemi diye Modifiye edilmis Linux isletim sistemini saldi piyasaya, isin ilginci de bu projede ranti Gelecek linuxun batik sahipleri alacakti.

Gün oldu devran döndü, PARDUS ILK TÜRK isletim sistemi olarak girdi dünyamiza….

Hatta bir gün simdilerde emekli, o vakit (kanimca) meslegini 4/4 lük icra eden TSK da görevli Albay bir akrabam, Gökhan sence bunu mu kullanmaliyiz diye sormustu. Sormustu lakin, bende cevap, o kadar atik olamadi, cünkü ben henüz bilmiyordum bu süper Türk isletim sisteminin ne oldugunu, ama anlamistim bir sekil ta TSK’ya..ve dahi oralara kadar gelmisti ünü…

Orduyu, hem askerisini, hem de sehrini bir kenara birakalim…. hergün alis veris yaptiginiz marketlere götüreyim sizi, hergün bar kodlarinizi cirt, curt, 1,5 saniyeye ramak kalamadan okuyup, hesabini yapip, toplaminiza isleyen kasalarin oldugu marketleri…hangi isletim sistemini kullaniyor?

umrunuzda mi?

Windows olabilme ihtimali var mi?

e peki, modifiye Linux cekirdegini alip allayip pullayip, Türk isletim sistemi diye piyasa sürersen, aradan gecen yillarda, hic bir teknolojik yatirim yapmaz isen, memleketin hic bir marketinde sen olmassan, ve hic bir iktisadi ivmede bulunmazsan, bunu alt yapisindan, gelisimine kadar desktekleycek kaynaklari, ÖZkaynak oalrak yaratmazsa, kisacasi, bu isten bir proje yapmazsan..ORDU napsin seni, ORDU’dakiler napsin seni? Ordu zaten kendi isletim sistemini yapmis, almis yürümüs..Ciktik acik alinla……

velakin, Pardus’da 250milyon75. linux disty olarak ruhuna fatiha oldu….

Korkarim, cikacak Türk arabasi da, bu zihniyetle giderse sayet, ki sanmiyorum, hersey, modifiye edilmis opel’den daha ileri gidemez…

bkz. Türk Polisi hala renault sever….

Share on Facebook

ilim, siyaset    |    link

Memleket-e Hasret-e

8 Eylül -- 2011
155. 

o aralardaki ilk adam cekti gitti kendi yoluna, ikinci adam da satti.
adam olanlarda aldi, pesinden gitti.

aradan uzunca zamanlar gecti, köprülerin altindan sular akti, köprüler yikildi, sularin da önü baraj icin kesildi, simdi bir ucu diger ucuna erismeyen, ortasindan 90′lik teyzelerin elleri gibi derin ama catlak, damari gözüken ama icinde gizli hayat, yok olan toprak gibi gözüken memleket gölgeleri meydana geldi, ilk adam, modanin göbeginde, o aralarin ilk adami da memleketin kurutulan yerlerinin birinde hatta kimsenin* Türkiye olarak bile göremedigi (*o kimse -ler* Türkiyenin istanbul oldugunu dusunen sözüm ona elit VE aydin kesim) bir yerlerde Maras’ta öldü.

Eskiya

ikisinin ortak yani, diyarbakir türküsü, memleket hasreti.

Ben bu halki, bu memleketi niye sevdirilmiyorum, diye düsünmekten yoruldum.

yahudiler, agzin sicalim, evet, filistin bizim stratejik derdimiz, evet, araplarin umrunda degil olsun, evet, umrunda degil amerikadaki filistinlinin neler oluor orda, evet…evet..evet.
Cogu KONYA’li, Kelkit’li, Laz Bekir’in torunu oglumu, bir yarisi ERGANi’li, birazi URFA’li oglumu, gönül rahatligiyla, benim memleketlerimde ama benim memleketimde— ÖNCE, sonra ecnebilerin memleketinde gururla gezdirmek istiyorum.

Beni de memleketimden sogutmayin siyasiler, fahiselik yapmayin, biz kardestik zaten, yeniden olmamiza gerek yok.!!!

Share on Facebook

Uncategorized    |    link

Bir ben, bendeki

6 Eylül -- 2011
142. 

Ah benim sevdalı başım
Ah benim şair telaşım
Ah benim sarhoşluğum
Ah çılgın yüreğim
Sus artık uslandır beni

Kaç okyanus geçtim böyle
Kaç denizde yitip gittim
Kırılmış direkler yırtık yelkenlerle
Kaç seferden yorgun döndüm

Ah benim yaralı ruhum
Ah benim insan kusurum
Ah benim isyanlarım, ah yalnızlıklarım
Gel artık uslandır beni

Ah benim iyimser yanım
Ah benim aldanışlarım
Ah benim kavgalarım
Ah pişmanlıklarım
Sus artık uslandır beni

Share on Facebook

hepyek    |    link

2005

22 Ocak -- 2011
134. 

Sehirler boguyor artik,

Sehir kuslari bile sahtekar,

Acliktan, korkudan sakiyorlar namussuzlar.

Cay tabaklarina sigara basilamiyor artik,

Zevkini alabildigimiz hersey gibi

O’nu da yasakladi alcaklar.

Share on Facebook

hepyek, insan, siyaset    |    link

Ogul

22 Ocak -- 2011
132. 

Yasamak nefes almaktir, nefesini dikkatli kullandigin sürece de yeter, hayatin dolu dolu gecer.

Kosma, Kosanlar ya ulasmasi gereken yere vaktinden önce ulasir, ya da gec kaldigindan paniktedir. Önce düsün, sonra yola cik, hizli yürü, adimlarini büyük at  gerekirse ama asla kosma.

Share on Facebook

hepyek, insan    |    link

Kavurma

1 Ocak -- 2011
130. 

ve bu satih bütün vatandir….

Bu lafi eden de zaten yunanliydi….

öyle bir yerdeyim ki diyen Ahmet Kaya galiba vuku bulan günlerden  bahsetmekteydi.

Öyle bir yerdeyiz ki

Share on Facebook

hepyek, insan    |    link

Kimseye Etmem Sikayet

1 Aralık -- 2010
126. 

I tried to leave you, I don’t deny
I closed the book on us, at least a hundred times.
I’d wake up every morning by your side.
The years go by, you lose your pride.
The baby’s crying, so you do not go outside,
and all your work it’s right before your eyes.
Goodnight, my darling, I hope you’re satisfied,
the bed is kind of narrow, but my arms are open wide.
And here’s a man still working for your smile.

L.Cohen.

Insanin memleketi icin bir yazi yazmasi zor olmali diye düsünüyordum, keza; hep memleketin -hakkinda- bir seyler okundurulmaya alistirildik.
Düsünüyor-dum cünkü artik düsünmenin bir takim eksi getirileri oldugunu görmeye basladim, düsündükce ve bekledikce, o gemi hic yaklasmiyor limana.
Kurabildigim tüm devrik cümleleri tek tek gözden gecirip, tüm devrimleri, devrikleriyle anadolu tarihi hakkindaki bildiklerimi raflardan indirip, Cohen, Kaya, Akbayram sarkilariyla memleket hasretini ve nedenlerini sorgulamaya basladim.
Memleket tanimini en önce adiyla birlikte meydana koymamin, aslolan ilk ivmem olmasi gerekliligini anladim.

isbu yazi da o ivmedir.

Ülkesi; icindeki sehri, sehri icindeki mahallesi; köyü.
Bizim kadar bütün bu tanimlari, uzak diyarlara gitse dahi, ayrintilariyla aciklama gerekliligi hisseden, hissettirilen baska vatandaslar var midir bilinmez, bizim icin önce, ülke, sonra, sehir, hatta sonra mahalle bile en önemli kimlik unsurlarimizdan biri haline gelmis, neden ya da nasil gelmis ben bilmem, lakin gelmis.

Yani cocuklugumuzdaki mahalle kavgalariyla baslayan, icerigi ile de pek ilgilenmedigimiz , ve zaman gectikce kendi icimizde bile anlayamadigimiz sacma sinirlar, ve  sorgulamadigimiz ince “hemseri” detaylari, görünen o ki, bu günlerde aslolan ilk hükümlerden biri haline getirildi.
Artik ayni sehirden olmak bile yetmiyor, komsu mahalleden olmak sohbete neden olmaya basliyor.

Konusturulan herkes, etnik, bölgesel özelliklerden dem vuruyor.

Kimse mahalle kavgalarinda kullandiklari igneli fisekleri, yan yana beraber attigi,”aslen” a veya b sehrinden olan cocukluk arkadasinin nereli oldugunu animsamiyorken, bugun kafasinda sinirlari cizilmis sekilde uygun adim yürüyor.

Share on Facebook

hepyek, sanat    |    link

Hepimiz, birimiz…

13 Kasım -- 2010
115. 

Verdigimiz kararlarla, kararlarimizin bize verdikleri arasindaki yalniz insanlariz.  Temeline inemedigimiz herseyin karsisinda ve izaninin derdindeyiz

Son yillarda (ingiltere dahil olmak üzere) oldukca  cok (Türk) benliginde Türkiye’yi yatirim olarak gören, kültür, adet, töreyi, dinle karistiran, dinini tam bilmeyen, ama bilmedigini uygulamayi cok seven 3 hilali, rahmetli cuntaci  Türkesi mentor alan, Sagci;  bir o kadar da  cok (Türkiyeli demek lazimmis artik) aslinda 70 ve 80 lere takilip kalipta (bunu madden ve manen kabul edemeyen, kapitalizmi damarlarindan ceken)simdiki posterleri dil, din, irk, ayriminin olmamasinin gerektigi olup duvarlarini, CHE, Castro, ve hatta Marx ile süsleyen,  kendi cercevesinde, kendini zor izah eden solcu insanimla karsilastim.

Ve onlarin –kendilerince cok– bence yok–akademik bilgi, görgü ve üsluplarinin sadece “O” bahsettikleri tüme giden cözünümlerindeki yalnizliklarini kamufle etmek amacini güttügünü gördüm.

///doktora yapmaya karar vermeme neden olan  ve ölmeden önce DR. titrini kafalarindan yola cikarak taa anuslerine kadar sokmak istedigim tüm duygu ve düsüncelerimle sevdigim insansallar bunlar///

Hal keza isimdir yaptim, senlerce profil cadiri kurdum…bir önceki yazidan beridir de anlatiyorum…ve daha yol cok uzun…

Sen sakrak, davasina sahip, -gülen- yüzlerle dolu biryerden girdik konuya, simdi de,  güya Atatürkcü düsünen, sol olanlardan yolumuza devam edelim…”hayatta en hakiki mürsid ilimdir”

En -koyu- Atatürk’cü Avrupa’daki elbette, cikarinin pesindedir, yalnizssa kendisi, degilse karisi ve kendisi, ortamda gözükmelidir, ADD her daim en muhterem insanlari “konusmaci” olarak davet eder.

Konusan zati muhterem gelir, konusur ve gider,varsa kitabi masalarda satilir, o da imzalar, alan memnun kalir, satan zaten vurmustur bir vole daha…

Ama ADD mümküm vaziyet, gündemdekilerden secer, az biraz agzinin bir yerlerinde Atatürk olsun yeter.

Her toplantilarina gider, her toplantilarinda, mini etekli hatunlari keser, mümkünse “sosayitiye” girmek babinda ahkam keserim kahve molasinda…Bakalim derim,  ne cevherleri getirmis ADD. Kalbur üstü, elit toplantilarinda, taaa Avrupa’ya üsenmeden gelen, bu kadar derin, bu kadar cosku ile paylasmak istedikleri, illaki  bu sol görüslü insanlarla ve onlarin -in- davetlerinde neler paylasilirmis….

Beni ADD’ye üye yapan tesettürlü Atatürkcü bir üníversite ögrencisi arkadsaimdi… ironi bu ya, ilk götürdügü toplantida, ki yil cok eski vakit, konu irtica idi…salonda da o zaman önemli simdi, bidi bidi amcam, kanadoglu var, istiklal marsi, 1 dk saygi durusu, hoppala, saygi durusunda bize bir dürtme, lütfen kalkin burasi rezerve hadi kalktik, bir arka sira, saygi durusu biter, bi dürtme burasi da dolu, gittik en arka, ama ses sistemi bozuk duymuyoruz bisey, eh üniversite ögrencisiyiz, aldik takim taklavat, cöktük yere, e tabi arkadasim türbanli kimbilebilir ki,  kizcagiz senelerdir, ADD ye aidat ödeyen üye…

Mini mini bir ablam…minisi boyu degil,  eteginin ki geldi dedi ki,

MK=mini etekli kiz

GK=bendeniz

—–

MK–Pardon

GK–buyrun

MK–davetiyenizi görebilir miyim?

GK– Biz konferans diye geldik.

Mk– Evet ama davetiyenizi görebilir miyim?

GK–email yolladiniz adam konuscak dediniz, geldik!!

MK–evet dogrudur, davetiyenizi görebilir miyim?

GK–Göstersem görebilir misin?

MK–Pardon?

GK–Evet pardon da, emaille davetiye yolladiniz, üyey misik kine geldik?

MK–Burda oturamazsiniz!!!

GK– Sebep?

MK–görüntüyü bozuyor

gK– yoo…manzara süper

MK–Anlamadim?

GK– ah bir anlatsam–

Sayin kanadoglununda tesvikleriyle, salondan uzaklastirildik..ayni, Kanadoglunun baska bir toplantisina yine email tesvikiyle adapte olmak üzre, susup dinlemek icin gittim aradan seneler gecip, titrimizi elimize alip, meendis lakabiyla…mini etekli kiz yok, ama onun bütün klonlari orda…onlarca….Ben de yalnizim…Türbanli arkadasim da yok, cokdan irticaci olmus…

bu sefer en arkada, en kuytuda,dinledim, acaba ne degismis diye…Klonlamis herkes kendini….

birimiz hepimiz

Gecenlerde de aynisinin benzeri baska bir sahs-i muhteremle bire-berilestim , gözleri bu kadar kapitalist, gözlükleri sosyalist, bir bu o kadar da israf-i kelam; hümanist biri, hem 80′lerden dem vuruyor, hem AKP’yi övüyor, hem 80′lerin sol miting nagralarini atiyor, hem de 1870′lerdeki demokratiklesme devrimlerinden yola cikiyor tüm argumanlarinda, hem ona veriyor, hem bundan aliyor, dünya diyor, kardeslik diyor, el alemin terör dedigine, al elam modern demokrasi diyor ve &Avrupanin göbeginde bir universitede susuyor okuyorken&. ….pre-modernligini unutuyor yani, caizi tabirle, tipik 80 magduru sözüm ona… ne etli yansin diyor,  ne sütlü, mümkünse diyor, kesem dolsun bunlardan…

Hem Anadolu’nun göbeginden gelirim diyor, severim diyor memleketi, hem de sevmem bu bayragi,  icindeki beyazdan ötürü…sonrada oskar aliyor oskarinin nobeli..

tu be kontinyut…

Volume 1 Bölüm 1 Part 2

Share on Facebook

felsefe, hepyek, ilim, insan, siyaset    |    link

Hepimiz neyiz?

6 Kasım -- 2010
103. 

baaazimiz, hirant dink, baaazimiz ermeni, baaazimiz filisitin hatta fili sittin boku kafana düstü ölemedin,  baaazimiz, mavi marmara yahudi nefretcisi, baaazimiz gülenci, baaazimiz aglayanci, baaazimiz formerly known manken lover adnan hoca a.k.a  yahya haruncu, baaazimiz entel, baaazimiz, fenerli, baaaazimiz, bursali, baaaazimiz iskoc, baaaazimiz papermoooncu, baaazimiz lailaci, baaazimiz sosyetik, baaazimiz kesik, baaazimiz kapitalist, baaaazimiz marksist, baaaazimiz kürt, baaaazimiz türk, baaazimiz otcu, baaaazimiz gecekondu, baaaazimiz ergenekondu, baaazimiz nerene ne gondu, baaazimiz gandi, baaazimiz budda mi kondu, yani baaazimiz biz, baaazimiz siz, baaazimiz onlar, baaazimiz onlari sevmeyen bunlar, baaazimizda…. bazimiz.

Bazimiz olanlar baazimiz olmuyor hic, hep kiyidan köseden cukkaci, baazimizda o cukkacilarin cukkacisi..yani baaaaazimiz, baaazimizcilardan  daha cok baaaazimizci…

Hal böyleyken, vakti zamaninda (ara aciklama ana konudan kopma sakin –devir öyle bir devir ki balik hafizasi bile saygiya deger halde, !!insanlarin hafizalari cok kisa zaman birimleri icersinde hareket etmekte!!– ana konuya devam) – Demirelin görevden aldigi odalar birligi baskani erbakanin polisin O’nun koltuguyla beraber makamindan cikarildigini unutmak, tekerlekli sandalyede oturan adama mücahit diye cigirmak, basin bakani demek, baktigi yeri secemedigini görememek..afla hapisten ciktigini unutmak, hapse girdiginin sebebenin yukarda bahsi gecen cukka oldugunu bilmemek, duymamak…ve cok muhterem bir insani bu kadar kolayca harcamak konusunda baaazimiz ´lardan biri oluyor….olabiliyor

Icine cektigin her  beynin öncesi ve sonrasi resimleri var bu tevbeli beyinde…görüyor, dinliyor, izliyorum.

Bugune kadar gördüm, izledim, dinledim…simdi o resimlerin, vesikaliklarini seyrediyorum…her toplantidan sonra kosup gelip anlattiklari, muhtesem beyanlarini dinliyorum, tekerlegi yeniden kesffettigini zanneden cilali tascilari görüyor ve gurur duyuyurum..

velhasil;

ey okyanus ötesi aferim sana…Kimse görmedi sanma ben görüyorum…

Yillar sonra ilk defa nefret ederek, küfür ederek, tevbe ile tersledigim, anki durusuma ters, apansiz, umursuz basim agriyacagini bilerek böyle  uff kaka bir konuda yaziyorum, siyasi bir konuda yorum yapiyorum.

Her terfi ettigimde baska baska toplantilara davet ediliyorum, ve sirketimizde bu adamda mi calisiyormus yahu diyorum, her yeni teknolojide vay, bunu siz mi yaptiniz diyorlar…acayip bisi di mi…?diyorum…

Bundan tam 6, 5 sene once Almanya’da akabinde Türkiye’de 3G, UMTS vb. anlatiyorken,  her ee ne is yapion yigenim diyenlere, simdi herkesin 3G telefonlarinin hangi tarifesini kullanmaya calistiklarini görüyor ve heee ne is yapiyorum yaw diyorum…

Allah diyor biri,gel ben yakinim, 45 kere ümre gittim…

beni hacca götür ama dövmem var diyorum…olsun diyor gel diyor, Konyaliyim, her ne olursan ol, yine gel diyenin torunuyum diyorum, sufi yorum, iman bizde suda var diyorum..Allah korkusu sevgidir diyorum…, ben onu zaten biliyorum diyorum…..sohbet diyor..

Garbin afakini sarmissa celik zirhli duvar, benim iman dolu gögsüm gibi serhaddim var—-bu TAM olarak ne demek ben biliyorum diyorum sohbette…Mehmet diyorum, Akif diyorum, Mustafa diyorum, Kemal diyorum…
Marksistler tas oldular diyor Türkce ögretmeni, alakayi muhtemelen alakasizca oldugu yerden görerek….beni rakip görerek ve kendini gererek….herkesin hocasi imam….namaz arefesinde…Tek basima imamsiz vakit namazi kiliyorum, sirtim onlarin kiblesine dönük…ve o vakti zamaninda forumlarda vs.  cooooook tepki alan gK kelamimi, sahsi muhteremlere  ediyorum….Sizin Allahiniz buysa, ben onun kulu degilim….Takva Allah ile insan arasinda bir ölcüdür, insan ile insan arasinda degil…ne zamanki insan ile insan arasinda bir ölcü olur o vakit şirk olur, o vakit riya olur….

ve sarapnel gögsümde patliyor….

volume 1… bölüm1…part 1—

tu bi kontinyut….


Share on Facebook

din, siyaset    |    link

Acilarla Kirli Dünyalar

8 Ekim -- 2010
91. 

Ermis mi Dervis

Kovalar arabalar
Arkamdaki aynayı
Kırılınca biter anlarım
Düşümdeki rüya


Nefs insanin kendisidir, Ben dedigi seydir. Hayata onunla devam edilir, acilar, istiraplar onunla birlikte yasanir. Onsuz olmaz, O tipki bir binek gibidir, istenilen yere gidilir, istenilen yerde inilir.

Acilari can bedende iken hissederiz, her seyin degeri, kiymeti can bedende iken vardir, can bedene veda ettikten sonra hersey degersiz ve tad vermez olur, acilar da biter, sevincler de.

Bizler acilarimizla, tipki denize atigini bosaltan fabrikalar gibi kendi dünyamizi kirletiriz, gün gelir yüzülmez olur deniz, gün gelir yasanmaz olur dünyamiz.

Kacip kurtulmak kolay hale gelir, yok olmak, yokluga, sonsuza kosmak.

Share on Facebook

din, felsefe, insan    |    link